Anasayfa   |   Haber Ara   |   Anketler   |   Sitene Ekle   |   RSS Kaynağı  |   Hakkımızda   |   Bize Ulaşın

Arama


Gelişmiş Arama

Özersay; “Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm olmadan önce de Doğu Akdeniz bölgesinde yaşanan gelişmelere uygun bir politika geliştirilmeli”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Radyo Güven’de yayınlanan Günün Nabzı programında yaptığı açıklamada, her şeye Kıbrıs sorunu ve çözüm müzakereleri üzerinden bakıldığını, ancak, Kıbrıs sorunu dışında da bir dış politikaya sahip olunması gerektiğini belirtti.

 
Kategori  Kategori : Güncel Olaylar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 38
Tarih  Tarih : 23 Ocak 2020 15:58

Özersay; “Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm olmadan önce de Doğu Akdeniz bölgesinde yaşanan gelişmelere uygun bir politika geliştirilmeli” Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Radyo Güven’de yayınlanan Günün Nabzı programında yaptığı açıklamada, her şeye Kıbrıs sorunu ve çözüm müzakereleri üzerinden bakıldığını, ancak, Kıbrıs sorunu dışında da bir dış politikaya sahip olunması gerektiğini belirtti. Bir kapsamlı çözüm olmadan önce de Doğu Akdeniz bölgesinde gerek doğal kaynaklarla ilgili olarak, gerekse savunma ve güvenlik konularında yaşanan gelişmelere uygun bir politika geliştirilmesi gerektiğine işaret eden Özersay, “Bu politikayı da tanınmayan bir devlet olsak bile aktif bir biçimde her platformda savunmak durumundayız. Bu KKTC devletini çözüm olmasa da çözümden önce de bir bölgesel aktör konumuna sokacak” dedi. Özersay şunları kaydetti: “Gerek Amerika’da, gerekse İngiltere’de, Brüksel’de dünyanın dört bir tarafında Doğu Akdeniz’deki doğalgaz denklemi konuşulurken KKTC’nin vermiş olduğu lisanslar da o haritalarda gösteriliyorsa, KKTC devleti adına yapılan kazılar da onların ne aşamada olduğu da o haritalarda gösteriliyorsa biz bu coğrafyada varız demektir. Bir devlet olarak KKTC devleti, diğer aktörler tarafından tanınmıyor olsa da bölgedeki en büyük aktör olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan bir aktördür, tanınan bir devlettir KKTC...” Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bölgenin en büyük aktörü olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmadığını ifade eden Özersay, Arap – İsrail uyuşmazlığına bakıldığı zaman İsrail’i tanımayan çok sayıda Arap ülkesinin olduğunu, ancak İsrail’in politikalarını çok yakından takip ettiklerini ve ona göre adım attıklarına işaret etti ve KKTC devletinin bugün tanınmamış olmasını sürekli bir takıntı haline getirip de “Kapsamlı çözüm olmadan dış politikada da hiçbir şey yapamayız” gibi bir yaklaşımın doğru olmadığını vurguladı. Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelere bakıldığı zaman doğal zenginliklerle ilgili olarak uluslararası çok sayıda aktörün ve uluslararası şirketin bu bölgeye girmiş durumda olduğunu ifade eden Özersay, Türk tarafı olarak Türkiye Cumhuriyeti ile işbirliği halinde bunu bugün için sahada dengeleyebildiklerine işaret etti. Özersay, “Bu durumu ileriye taşımak gerekir ve bu durumu iyi yönetebilir, sadece hükümet düzeyinde ve dışişleri düzeyinde değil, aynı zamanda devletin başı olan Cumhurbaşkanı düzeyinde de Doğu Akdeniz bölgesinde doğal kaynaklarla ilgili bir duruş ortaya koyup bunu bir öncelik yaparsak, Kıbrıs Türk halkı ve KKTC, bir çözümden önce de bölgesel bir aktör konumuna girer. Bu nedenle Nisan ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi önemlidir” şeklinde değerlendirdi. Programda, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in “Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Çatışma istemiyoruz, Türkiye ile çatışmaya girmeyiz. Bunun için de gerekli önlemleri aldık ve gerekli girişimleri yaptık şeklindeki açıklamayı da Özersay şöyle yorumladı: gerekli tedbirleri aldık derken, eğer Türkiye Cumhuriyeti’ni ve KKTC’yi devre dışı bırakma anlamında adım attık anlamında söylüyorsa boşa konuşuyor. Çatışmayı göze alabilecek konumda olmadıkları için bir çeşit diyaloğa açık olabilirim sinyali vermeye başlamış durumdadır. Bunun bu noktaya gelebilmesinin tek sebebi de uluslararası aktörlerin yapması gereken şeyi Türkiye ile KKTC olarak bizim yapıyor olmamızdır. Biz eğer elimizdeki araçları, diplomaside zorlayıcı kozları kullanmamış, sahaya inmemiş, bu anlaşmaları Türkiye ile yapmamış, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na bu lisansları vermemiş, kazı yapar konuma geçmemiş olsaydık, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, doğal kaynaklarla ilgili bugün çok daha katı bir noktada olurdu …” Doğu Akdeniz bölgesinde doğal kaynaklarla ilgili bugün, yarın veya önümüzdeki yıllarda Rum tarafının Türkiye’yi de, Kıbrıs Türkü’nü de dikkate alır bir biçimde işbirliği yapmak zorunda kalacağını ifade eden Özersay, eldeki kozların doğru kullanıldığı sürece devletin içerisinde hem dışişleri hem de devlet başkanlığı olan Cumhurbaşkanlığı düzeyinde koordineli biçimde uyumlu bir pozisyon ortaya konulduğu takdirde, bölgede doğal kaynaklarla ilgili bütün aktörlerin bir araya gelmesinin ve bu konularda işbirliği yapılarak, bölge güvenliğinin ve barışının sağlanabileceğinin altını çizdi. Özersay, Kıbrıs’ta Kapsamlı çözüm olmadan da tarafların özellikle doğalgaz konusunda ve diğer enerji konularında işbirliği yapabileceğini belirtti. Anastasiadis’in yapmış olduğu açıklamanın bir güven meselesi olduğunu ifade eden Özersay, şu yorumu yaptı: “ Güvenebilirmiyiz noktasında tabii ki, güvenemeyiz her zaman için temkinli olmamız gerekir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi genel anlamda, Kıbrıs Rum halkının iradesini ve beklentisini yansıtır. Kıbrıs Rum halkıdır aslında bizimle yönetimi ve zenginliği paylaşmak istemeyen… Anastasiadis, taktiksel olarak yaklaşsa da işbirliği konusunda masaya oturulması gerekir.” Özersay, programda, ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne karşı silah ambargosunu kaldırmasıyla ilgili de şu açıklamayı yaptı: “ABD, bölgedeki Rus etkisini kırmak, bu bölgeye daha derinlemesine girmek için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle yakınlaşma ihtiyacı hissetti . Rum tarafıyla sadece ekonomik anlamda değil, Amerikan çok uluslu petrol ve doğal gaz şirketi olan Exxon Mobil’in buraya yapacağı yatırım bağlamında, aynı zamanda Kıbrıs Rum tarafıyla silah ve silahlanma bağlamında da bu bölgeye giriş yapmak istiyor. Aslında günün sonunda bir silahlanma süreci yaşanmayacak ama bu ambargoyu koyarken, kendi yasasının içerisine bir gerekçe yazdı ve dedi ki “Devam eden Kıbrıs müzakere süreci ve Kıbrıs sorunu çözüm çabalarını baltalamak için bu kısıtlamayı koyuyorum.” O zaman ABD çözüm çabalarını baltalamayı göze mi aldı ? soru budur. Yoksa bunun o kadar önemi yok. Ben kendi işime bakarım ne Kıbrıs Müzakeresi ben stratejik ilişkime ve buraya girişime bakarım. Rusları buradan nasıl atacağıma bakarım. İki taraf arasında gerginliğe neden olacakmış beni ilgilendirmez gibi noktaya kaydığını gösteriyor. Bizim de özellikle ülkemizde gerçekçi bir değerlendirme yapılması lazım. ABD gelecek, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Mike Pompeo bastıracak, Kıbrıs sorunu çözülecek gibi hayal dünyasında olmamak gerekiyor

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Güncel Olaylar

En Çok Okunan Haberler

Kadirli Sucuk Ekmek ve Oğuzhan Usta MHA
MHA

Son Dakika Haberleri

© 2011 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi